28 Temmuz 2015 Salı

SAN FRANCISCO

Yıllardir hep bir Batı Amerika turu yapmak isteriz; bu yaz en sonunda başardık..Planlar aylar öncesinden yapıldı, ince ince işlendi...Planlar yapılırken işten en yakın arkadaşımız ve onun eşi de planımıza dahil oldu..İyiki de oldu:)

Bizim ilk Amerika seyahatimiz olduğu için biraz detaylı ve uzun bir yazı olabilir..

Bu arada Amerika’ya gitmeden önce bilinmesi/yapılması gereken genel bilgileri bir önceki yazımda bulabilirsiniz..

Öncelikle kabaca tatil planımızdan da bahsedeyim;
İstanbul-San Francisco uçuş,
San Francisco-Las Vegas uçuş,
Las Vegas’tan ise araba ile Los Angeles’a geçiş.
Los Angeles’dan San Diego’ya araba ile gidiş-dönüş...

San Francisco 2 gece, Las Vegas 3 gün 4 gece kalış, Los Angeles 5 gece ve San Diego 1 gece kalış şeklinde..Dönüp bakınca bizim açımızdan çok güzel ve uygun bir planlama olmuş; ancak neyi değiştirmek isterdin derseniz, Las Vegas Los Angeles arasını da uçak alırdım derim, mesafe 4,5-5 saatlik mesafe ancak mola vs. Derken 6 saati buluyor ve bütün bir gününüz gitmiş oluyor..

İstanbul’dan çıkarken saat 13.30; San Francisco’ya vardığımızda ise 16.30..Nette sadece 3 saat uçmuş olduk.

Öncelikle genel olarak gördüğüm San Francisco’ znun kompak bir şehir olduğu, toplu taşımanın gelişmiş olduğu..Dolayısıyla bu şehirde araba kiralamak bir zorunluluk değil..Toplu taşıma ile veya yer yer yürüyerek de şehir gezilebilir...

Bizim San Francisco’da iki günümüz (48 saat) olduğu için çok seri bir şekilde gezmeye çalıştık..

İlk gün vardığımızda havalanındaki pasaport sırası vs. derken otele varışımız 7’yi buldu..Otelimizi toplu taşımaya kolay erişimi olsun diye Union Square’e yürüme mesafesinde seçmiştik. Bu arada hemen belirtmeliyim San Francisco’da oteller oldukça pahalı. Biz Beresford Arms isimli otelde kaldık, gecelik neredeyse 700 TL verdik..Ve otel sadece 2 yıldızlı, halıları bile kokan(ama onun dışında temiz) bir oteldi; yani fiyat/ performans dengesi çok kötüydü. Ancak sonuç olarak otele sadece uyumaya gittiğimiz için işimizi görmüş oldu..

Havaalanından otele taksi ile gittik..Havaalınında kişi başı 17-18 dolara shuttle’lar var..Bunlar kullanılabilir..Yada BART isimli metro sistemleri ile 8-9 dolar vererek gideceğiniz yere metroyla da gidebilirsiniz. Biz üç kişi olduğumuz için taksi ile geçtik otele (arkadaşımızın eşi bize Las Vegas’ta katılacak)..55 dolar ödedik, yine kişi başı 18 dolara denk gelmiş oldu.

Oteldeki check-in işlemlerinin hemen ardından Dubai’den sonra hasretle beklediğimiz Cheesecake Factory’ye gitmek oldu. Cheesecake Factory Union Square’de bulunan Macy’s alışveriş merkezinin en üst katında. Cheesecake Factory aşığı olmamızın sebebi cheesecake’leri değil, aslında yemekleriJ Cheesecake’leri aslında çok güzel görünüyor ama bize çok tatlı ve çok büyük geldiği için (genel olarak Amerika’daki tüm tatlılar gibi) pek sevemedik..Oysa bir portakallı tavuğu var ki sormayınKesinlikle tavsiyedir.. 

Yemeğimizin ardından Union Square ve Çin Mahallesi’ni turluyoruz..Buraları zaten yürüme mesafesinde olduğu için hemen gezilebiliyor..


Union Square'den manzaralar



Union Square'deki kalpler ve biz:)
Union Square şehrin merkezi..Hemen etrafındaki Market Street caddesinde çok sayıda mağaza var..Özellikle büyük markaların bol sayıda mağazası bulunmakta..Ayrıca Marshalls ve Ross isimli ithalat fazlası ürünleri bulabileceğiniz mağazaları da yine burada bulabilirsiniz..Burda hemen parantez açarak valize ihtiyacınız var ise özellikle Ross’a bakmanızı tavsiye ediyorum..Samsonite valizleri 75-90$ aralığında bulmanız çok mümkün..(Marshalls, Ross ve Tj-Maxx ihtalat fazlası ürünlerin satıldığı mağazalar ve tüm şehirlerde karşınıza bol bol çıkacaklar, San Francisco’da zamanınız olmasa bile başka bir şehirde de bakabilirsiniz.)


Çin Mahallesi girişi

Dünyanın en büyük Çin mahallerinden biri San Francisco’daymış..Bana Londra’daki Çin mahallesi daha derli toplu, daha güzel ve daha büyük gibi gelmişti mesela; ama en büyüğü buradakiymiş..

2.günümüzde esas turumuzu yapmak üzere yola çıkıyoruz, ve yolda Hop-On Hop-Off otobüslerinden biri ile günümüzü geçirmeye karar veriyoruz. Genellikle uzun zamanımız olduğunda şehirleri toplu taşıma araçları ile ya da mümkünse yürüyerek gezmeyi her zaman tercih ederiz, ancak kısa zamanımız olduğunda Hop-On Hop-Off otobüslerin daha pratik olabildiğini düşünüyoruz..
İşte Hop-On Hop-off otobüsü ile geçen bir günlük maceramızdan notlar...

İlk durağımız Golden Gate köprüsü..Özgürlük anıtı ile birlikte Amerika’nın sembollerinden birisi..

Şansımıza sis yok..Bu köprü ve San Francisco Pasifik okyanusunda karşılaşan sıcak ve soğuk hava basınçları sebebiyle sık sık sisli olurmuş.
Bakmayın isminin Golden (altın) olup renginin kırmızı olmasına.. Adını ise Golden Gate boğazından almış..
Bu arada köprü 2,73 km uzunluğundaymış..Vee biz köprüyü yürüyerek geçme gafletinde bulunduk, ancak yürümek için hayli uzun bir köprü ve dönüş için araç bulamadığımız için (taksi bileL) yine yürüyerek dönmek zorunda kaldık..Sadece bu köprüyü yürümüş olsak gayet normal bir mesafe olabilirdi ama bütün gün yürüdüğümüz için bizi hayli zorladı..

Golden Gate'te biz:)

İkinci durağımız Golden Gate Park ve içinde bulunan ‘Japanese Tea Garden’..

Golden Gate park’dan manzaralar...
Ve bayıldığımız ‘Japenese Tea Garden’dan manzaralar..Daha önce İstanbul’daki Japon bahçesine de gitmiştik ama burası bambaşka; İstanbul'daki pek küçük ve biraz bakımsızdı. Küçük ama çok güzel peyzajı yapılmış bir yer..Giriş ücreti 7$.   

Japanese Tea Garden'in girişi


Japanese Tea Garden'daki müthiş bahçeler

Bir sonraki durağımız Bizim Ev dizisinin de çekildiği ‘Painted Ladies’ evleri ve karşısında bulunan Alamo Square..Bu evler tipik San Francisco evlerinden, ‘Victorian’ tarzı , 2-3 katlı ve ahşap... Otobüsten inince biraz etrafı geziyoruz, bütün evler birbirinden güzel..

Bütün evler birbirinden güzel..Sokaklar da..
Alamo Square civarındaki evlerden bazı kareler..

Eğer zamanınız var ise ve acıktıysanız Alamo Square'de oturup, Painted Ladies'e bakarak fotoğraftaki ağaçların gölgesinde bir şeyler atıştırabilirsiniz..

Alamo Square'den Painted Ladies görünüşü



Sonrasında Lombart Street'e geçiyoruz. Burası virajlı ve çiçekli olan ünlü sokak. Sokak tamamen ortancalarla kaplı, ve hala araba trafiğine açık. Burası çok dik bir yokuşun sonunda, bu sayede San Francisco'ya biraz daha yukarıdan bakma şansınız olacak..



Lombart Street'ten aşağı denize doğru yürüyerek iniyoruz, inerken San Francisco'nun sembollerinden birisi de olan nostaljik tramwayın yani 'Cable Car' ın önünden de geçiyoruz; ancak hiç binmek gibi bir düşüncemiz yok çünkü bekleme süresi en az 45 dakika...

Ama binmememiz Cable Car'da fotoğraf çekilmeyeceğimiz anlamına gelmiyor değil mi:)..





Sonrasında Fisherman’s Wharf’da ufak bir gezinti..

Fisherman’s Wharf ve Pier 39 bölgeleri şehrin en kalabalık ve en hareketli bölgeleri denilebilir..Bir sürü mağaza ve restoranın olduğu (açık) forum alışveriş merkezlerini andırdılar bana..

Fisherman's Wharf'dan manzaralar
 
Fisherman's Wharf'dan manzaralar
Acıkırsanız Fisherman's Wharf'da bulunan Boudin Bakery’e uğramanızı tavsiye ederim. Buradaki ekmekler bir harika:)(Madame Tussauds müzesinin tam karşısında)
Boudin Bakery'deki ekmekler:)

Burada San Francisco'nun 'Clam Chowder' isimli, ekmeğin içinde gelen deniz ürünleri çorbasından deneyebilirsiniz. Bu çorba daha ünlü olmasına rağmen çok tuzlu geldiği için biz domatesli olanı daha çok beğendik. Çorbanın içinde geldiği ekmekler eksi maya ekmeği olduğu için afiyetle yenebiliyor:)

Fisherman's Wharf'da gezerken keşfettiğimiz güzel şeylerden birisi, sonrasında Amerika'da bir çok yerde gördüğümüz karamelli ve çikolatalı patlamış mısır. Nasıl olur demeyin, çok güzel olmuşlardı:) Tavsiye ederim, deneyin..



Günün sonunda Mission District bolgesindeki 'Mission Chinese Food' isimli bir Çin restaurantında yemek yiyoruz..Tavsiye edebileceğim bir yer ama ortamı biraz değişik. Renkli ışıkların altında Çin yemeği konsepti:) Biz mongolian long beans (acı severseniz gayet başarılı), ve beef with brokoli yemiştik. Özellikle 'beef with broccoli' kesinlikle çok lezzetliydi, çok iyi pişirilmiş, etleri yumuşacıktı.
 
Ertesi gün erkenden yola çıkıyoruz, ve San Francisco'da yaptığımız en güzel şeylerden biri olan Sausalito kasabasına gidiyoruz. Burası Golden Gate'i gectikten sonra çok şirin bir kasaba; tam bir tatil kasabasi..Üstelik tuhaf bir sekilde havasi San Francisco'nun içinden farkli, daha yumusak daha az rüzgarli ve güneşli..Bu kasabada bir saat bile gezmek bile mümkün değil çünkü oldukça küçük; ama çoook güzel...Öğrendigimiz kadariyla San Francisco zenginlerinin genellikle yazlik olarak kullandiklari evler buradaymis..

Sausalito kasabasından manzaralar




@Sausalito..Denize karşı keyif kahveleri..


Biz Sausalito'da güneşli bir günde biraz gezdikten sonra bir kafede oturup denize nazır kahvelerimizi yudumluyoruz...Belki tatilimizin en tatlı en huzurlu anlarından biri bu..Bu sebeple herkese mutlaka Sausalito kasabası için bir iki saat ayırmasını tavsiye ederim..Biz city sightseeing turla ile gidip, dönüşte feribotla direk Pier 39'a geçtik..(Feribot için yaklaşik 8-9dolar ödemiştik. Yol ise hemen hemen 20 dakika sürüyor.) Bu arada bu feribot yolculuğunda Alcatraz adasına da baya yaklaşmak mümkün..

Ayrıca dileyenler için Alcatraz adasında bulunan hapishaneyi gezmek ve burayı anlatan turlara katılmak mümkün. Bu aktivite için en az yarım gün ayırmak gerekli. Biz Alcatraz'a gitmek yerine, Sausalito'ya gidip güneşli ve tatlı bir kasabayı gezmeyi tercih ettik.. 
Feribotla Sausalito'dan ayrılırken biz..Arkada Sausalito manzarası...


Sausalito'dan sonra aslında bir gün önce de uğradığımız ama detaylı gezemediğimiz Pier 39 ile devam ediyoruz. Burası son durak..

Pier 39 aslında Fishermans Wharf'in hemen 150 metre ilerisinde. İkisi arka arkaya  da gezilebilir.


Pier 39'da da yine birçok mağaza ve restoran bulunmakta..Hard Rock Cafe ve San Francisco'nun bu sene NBA şampiyonu olan takımının (Golden State Warriors) mağazası da yine burada.. 
 

Ayrica Pier 39'da deniz aslanlarını görmek de mümkün. Bazen birbiri ile kavga eden deniz aslanlarını görmek isterseniz Pier 39'da deniz kenarına doğru yürümeniz yeterli olacak..

Solda deniz aslanı, sağda ise foklar
Deniz aslanlarını görünce fok balıklarına benzetiyoruz ama aralarında bazı farklar var. Deniz aslanları daha kahverengi ve kulakları var. Üstelik hayli yüksek sesler çıkarıyorlar. Fok balıkları ise daha grimtrak ve kulaksız oluyorlarmış..  

Burdan ayrılmadan Fisherman's Wharf'ın hemen hemen karşısındaki 'Chipotle' isimli Meksika yemekleri yapan restoranda yemeğimizi yiyoruz. Burada etli salata gibi şeyler yada dürüme sarılmış olarak yemek mümkün..Biz çok beğenmedik. Onun yerine keşke 100 metre ilerideki In and Out Burger'de yemiş olsaydık dedik. (Tabi sonra Los Angeles'da onu da deneyeceğiz..)

Fisherman's Wharf'daki yemek San Francisco'daki son durağımız..Buradan otele dönüp eşyalarımızı alıyor, ve Las Vegas için havaalanına gidiyoruz. 

LAS VEGAS yolcusu kalmasınnn!!::)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder